replika saat ve varlık bilgileri45

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri45 bugün yine en güzel bilgileri yazan replika saat dediki aniden kafamda gerçekleşürir ve utanırım. Utancımın dûşûnümsel sindir, çiınkü başkasının benim bilincime mevcudiyeti, bir katalizör Ic olsa duşünüınsel tutumla bağdaşmaz: düşünümûmün alanında, başka bir bilinçle asla karşılaşamam. Oysa başkası, benim ta kendiırılç j, kaçınılmaz dolayımcıdır: başkasına göründüğüm halimle kendimden uta„, | rım. Ve bizatihi başkasının ortaya çıkmasıyla kendim hakkında tıpkı bj ' hakkındaymışçasına bir yargıda bulunacak durumda olurum. Çünkü ^ tıpkı bir nesne gibi görünürüm. Ama bununla birlikte başkasınanesne bir başkasının zihnindeki nafile bir imge değildir. Nitekim bu j
ınüyle başkasına atfedilebilir ve bana “dokunamaz”. Bu imge karşısında sahip olmadığım bir çirkinlik ya da ifade bayağılığı veren kötü bir ponrçf. şısında duyacağım türden bir rahatsızlık, hiddet duyabilirim; ama ilikleriz, dar da etkilenmem: utanç, doğası gereği, tanımadır [reconnaissance] bç medir. Başkasının gördüğü gibi olduğumu tanınm, kabul ederim. Bununla^. te, başkası için olduğum şeyin bir eşdeğerini sanki kendi-içinin varlık fej.,i kendimde bulmuşum gibi, kendim için olduğumun başkası için olduğa-yaslanması söz konusu değildir. Öncelikle bu kıyaslama somut zıhinsei; vasfıyla kendimizde rastladığımız bir şey değildir; utanç, söylemsel hiçbir akıl yürütme hazırlığı olmaksızın beni tepeden tırnağa dolaşarı dob*ı bir titreşimdir. Dahası böyle bir kıyaslama mümkün değildir: kendı-içınmıv fesiz, gerilemesiz, herhangi bir perspektif gözetmeyen mahremiyeti içinde^ şeyi, başkası için olduğum o dogrulanamaz ve kendinde-vatlıkla ete sokamam. Burada ne ölçü ne de uygunluk çizelgesi vardır. Zaıeı\k4 ayağılık nosyonu bile monadlararası bir ilişkiyi gerekurir. Tek başınalul unmaz. Böylece, başkası bana yalnızca “nc idim'T açık etmemiştir,km emeleri taşımak zorunda olan yeni bir varlık lürımde oluşiunTmşıın.k'i , başkasının ortaya çıkmasından önce bir sakhgüç halinde bende de^kî kendi-içinde yer bulamazdı; hattâ başkaları için olmazdan önceıûra\i]ki ılmuş bir bedenle donatılmış bile olsaydım, bayağılığım ya dabecenksilİ laklıgüç halinde o bedene yerleştirilemezdi, çünkü bunlar anlamlardın^' ar olarak bedeni aşarlar, hem onları anlayabilecek bir tanığa, km dtk^
sorumluyum Böyk-cc umıu.- />«>/î«si hatlısında hendıdcn utançtır; bu ıkı ya-jyrıbmazdır. Ama aynı aıula tla v;uli)>ıınm bulun yapılarını dopdolu kavra-mak içuı başkasına ihtiyacım vardır, kcMidı-ıçm başkası-içine gönderir. Şu halde nisanın kendinde-varhkla olan vaılık ilişkisini bütünlüğü içinde kavramak ister-kitabın bundan önceki boltınılciindc la.slaklaştırılan betimlemelerle ye-tıncıneyb: başka türden korkutucu iki soruya yanıt vermemiz gerekir: her şeyden önce başkasının varoluşu sorusuna, sonra da başkasının varlığıyla benim gramdaki varlık münasebeti sorusuna.
Başkalan somnunun realistleri asla gerçek anlamda kaygılandırmamış olması tuhaftır. Realist kendine “her şeyi verdiği” ölçüde, hiç şüphesiz kendini de başkasına verdiğini sanır. Nitekim, gerçeğin ortasında başkasından daha gerçek ne olabilir kı? Başkası, ikincil ve birincil nitelikler halinde silinip gidemeyecek ve öz-selyapılarını kendimde bulduğum, benimle aynı özden olan düşünen bir tözdür. Bununla birlikte realizm, bilgiyi dünyanın düşünen töz üzerindeki bir eylemiyle anlamaya çalışarak, düşünen tözlerin kendi aralarındaki dolaysız ve karşılıklı bir eylemini kurma zahmetine de girmemiştir; düşünen tözler dünya aracılığıyla iletişim kurarlar; dünyaya ait şey olarak benim bedenim ile başkasının bedeni başkasının bilinci ile benim bilincim arasındaki zorunlu aracılardır. Dolayısıyla başkasının ruhu ile benim mhumu ayıran şey de, ilk önce benim ruhumu benim bedenimden, sonra benim bedenimi başkasının bedeninden, nihayet başkasının bedenim onun mhundan ayıran bütün bir mesafedir. Ve kendi-içinin bedenle münasebetinin bir dışsallık münasebeti olduğu kesin değilse de Gou sorunu daha sonra ele alacağız), en azından benim bedenimin başkasının bedeniyle ilişkisinin düpedüz farksız bir dışsallık ilişkisi olduğu besbellidir. Eğer ruhlar bedenleri ara cılığıyla ayrılmışlarsa, tıpkı bu mürekkep hokkasının şu kitaptan farklı olması g bıayrıdırlar, yani birinden ötekine yönelik hiçbir dolaysız mevcudiyet tasarlan; maz. Hattâ benim ruhumun başkasının bedeninin dolaysız bir biçimde farkını olduğunu kabul etsek bile, onun ruhuna erişebilmem için bir bedenin olanca y ğuniuğunu
I, p,-ı M>-( nldeilı' oynamayı bırakırsak, bu demektir kı realizm baj^ ıiMiiu' hıC yi lüi.ıkmaz; başkasının bedeninin en azından bize veriW mı V,. bil hnlenin başkasının belli bir mevcudiyeti ya da başkasının ı.ldııgnnıı süylcnu-k de hiçbir şeye yaramaz; bedenin, “insan-gerçekliği»,j^'| l.ındiMİı.ıVi'iı.- İMUtlnlıiftün yapılarından biri olarak bu gerçekliğe aito^' Midin .Ama İm beden lam da o bütünlüğün eritilmez birliği içinde varolj,,^^ çildedn kı i/ivimüi bedenidir, tıpkı organın da organizmanın bütünlüğü' şai'aıı oıgan olması gibi. Realizmin tavrı, bedeni insan bütünlüğü içinde mış ol.ıı.ık değil de, ondan ayrı olarak, tıpkı bir taş ya da bir ağaç yada millim parçası gibi vererek, bu bedeni kesinlikle öldürmüştür, tıpkı [in/ ııeşıenmıı bir parça eli canlının bütünlüğünden ayınrken yaptığı gibi. millin kendisine mevetu olduğu başkasının bedeni değildir: bu, bir bedeni-. şııplıesız \'eçlıeleri ve özel bir e^tç [he/esis]i olan bir beden, amaNânedebej, mı büyük ailesine aiı bir beden. Tinsele! bir realizm için ruhun bilinmesin denin bilinmesinden daha kolay olduğu doğru olsa da, beden başkasının; dan daha kolay bilinir.
fkığıusıınu .söylemek gerekirse, realist bu sorunla pek az ilgilenir:buı deni başkasının varoluşundan emin olmasıdır. Bu yüzden, 19. Yûz/ınıaJ poziııi’isi psikolojisi hemcinsimin varoluşunu kabul replika saat edilmiş gibi ele akıÜ tiyle, liıuvliklc ve yalnızca bu varoluşu bileceğim araçları kurmak ve baraıîı cı hır bilincin nüanslannı beden üzerinde çözmekle uğraşır. Denecekıiık’ den, rŞtç (fıd’sislı özel bir yorum gerektiren bir nesnedir. OnunlavırlanM anlayan varsayım da benim bilincimin benzeri olan ve farklı duyarlılıklanı acak lıir bilinç varsayımıdır. Geriye, bu varsayımı nasıl kurduğumuiü» nak kalır; bize, bunun bazen kendi kendimle ilgili olarak bildiğimşeyks oluAİa kurulduğu, bazen de deneyimin, örneğin, bir suratın anidento 1 hiddelli bir çıkışın çığlıklarının habercisi olarak çözmeyi r. Bu yöntemlerin
nıııhıcıneldir. Eğer hayvani,u m,.l ınry,. , •...L.k,,,,, ,yy,,v,u ^ordujium aJam neden bir makine olmasın l<ı? Davı.ıin-Aıl.nın udık.ıl v.ıisavmu neden en ,yi varsayım olmasın ki? Bu şurana k,ıvı,ıdi|.|iıı av l.ııı.ıKmı k.ıs kasılmalarının joıuıcundan başka biı şey değildir ve bu kiMİm.ıl.ıı d,ı dı'l.işiintııı bildirim bir ^ınır akımının sonucundan başka bir şey dı jMİdıı (' . aııuıı bu lepkıler buiünu-fiû neden basit ve şartlı reflekslere ıiKİııjyıııeyelıııı ’ Ama jisıkologların büyük bolûınu, başkasının varoluşunun kendi v.nolıişlaıu'l.ı ,ıynı v.ıpıdakı bütüncül gerçeklik olduğuna emindir. Onlara j^ıiie ba'..l..iMiıın vamlıişu kesindir, ama bizim bu varoluşa ilişkin bilgimiz muhiemeldıı Ke.ılı/nıın solı/mı gcSrulüyor. Aslında bu olumlamanın terimlerini lersıne (.cvıımek ve şunu k.ıbul eimek gerekir: başkasına ancak onun hakkında sahıj) (iklugumu/ bılg,ı .u.u ılığıyla crışebiliyor-sakveegerbu bilgi yalnızca konjonkiuıelse, başk.iMiım v.ıroluşu da yalnızca konjonktüreldır ve bu varoluşun lasiamam ılıiım.ıl ıleıeeesını belirleme gören eleştirel düşünûmündür. Böylece realısi, dış dtıııyamn gerçekliğini öngördüğü için,başkasının varoluşunu düşündüğünde iııh.ıl bu sapmayla idealizme yönelmek zorundadır, Eğer beden düşünen loz ıızeı ınde gerçeklen etkiyen gerçek bir nesneyse, başkası da esse’si sıradan bir pcrdpi olan, yanı varoluşu onunla ilgili bilgimize göre ölçülen düpedüz bir tasavvur haline gelir, ['»aha modem teoriler olan Eın/ûlilung, sempati ve formla/- teorileri de başk.ısım mevcut kılma araçlarımızın betimlemesini yetkinleştirmekle yetinirler, ama tartışmayı asıl alanına taşımazlar: Başkası öncelikle hissedilmiş ya da deneyim ıçıiKİe her turlu alışkanlıktan önce ve hiçbir analojik çıkarsama olmadan tekil bir lorm olarak görünmüş olsa bile, yine de imleyen ve hissedilen bir nesne olmaktan kurtulamaz; ve bu nesnenin sunduğu form, varoluşu sadece ve .sadece konjonktürel olan insan bû-tunlûğûne bizi gönderir.
Eğer realizm bizi böylece idealizme gönderiyorsa, kendimizi hemen idealist ve eleştirel perspektife yerleştirmemiz daha akıllıca olmaz mı? Başkası “benim kafamdaki tasavvur” olduğuna göre, nesneler bütıınünıi ta.savvurlara bağlı bir gruplaşmaya indirgeyen ve her varoluşu ona ilişkin bilgim aracılığıyla ölçen bir sistem içinde bu tasavvuru sorgulamak daha iyi olmaz mı?
Bununla birlikte Kant’ın bize pek az yardımı olabilir: nitekim Kam, özneliğir herkes için aynı olan tümel yasalarını getirmekle uğraştığından kişiler sorunun uğramamıştır. Özne yalnızca o kişilerin ortak özüdür, ve tıpkı Spinoza'da inşa özünün somut insanların özünü belirlemeye imkân vermemesi gibi, bu ortak (replika saat yazduı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder